biz kırıldık daha da kırılırız, kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza..

aşk..

Kitap okumak kişisel hatta tamamen özel bir durum. Zamanını kitap okuyarak dolu dolu geçirmek bazen mutluluk bazen heyecan bazen de hüzün verici.  Adımın Yusuf olduğunu hatırlatayım ki hüznü ne kadar kendime yakın gördüğümü, yakıştırdığımı söylemek zorunda kalmayayım! (İnsan kendisine imâda bulunamıyor zannımca..) Neyse; devam edelim. Kitap okurken önemli bir noktadır ne okuyacağınız. Binlerce satanlar, bilmemkaçıncı baskıyı yapanlar, 73!! dilde birden yayınlananlar, unutulmuşlar, hiç fark edilmemişler gibi ayaküstü kategorilere ihtiyacımız yok gibime geldi ve Elif Şafak’ın “Aşk” isimli eserini okumuş bulundum. Ben mutlu olarak, gülümseyerek, şaşırarak, “ş…fsizim benim aklıma gelmişti” diyerek (acaba egomu tatmin etmek için mi okuyorum??) okudum kitabı. İşte altı çiziktirilmiş birkaç nokta..  (“Ulan iş birkaç nokta ile tamamsa bu hatun kişi o kadar sayfayı niye yazmış!”, “! Sen altını çizdin de ne oldu, esere değer mi kattın?” nevinden durumlara şimdiden kendimi hazırlayarak notlarımı yazıyorum. Ne derseniz başım üste J)

 

·       Her yerde aynı sefalet varken âlemi gezmenin manası ne?

·       Acaba insan mutsuzken bunun farkına varmadan yaşayabilir miydi?

·       Biz kelimelere bakmayız. Biz mezhep, din veya dil ayrımı bilmeyiz. Kamu âlemi bir tutar, birleriz.

·       Başkalarına müdahale etmeyi bırakıp tevekkül ettiğim zaman rahat ettim. Pek çok insan için tevekkül etmek, pasif kalmak demek; hâlbuki tam tersine. Tevekkül kabulün ve uyumun getirdiği son bir huzur halidir.

·       Ne varsa harap bir kalpte var.

·       Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Âşık dilsiz olur.

·       Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

·       Dere eşeğin ayağına gelmez, su içmek isteyen eşek kendisi dereye gider.

·       Bir başkasının itikadının sağlamlığını sınamak biz insanlara düşmez. Bu Allah’tan rol çalmak olur. Kulun imanını ölçüp tartmak kul karcı değildir.

·       Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?

·       Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür.

·       Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

·       Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

·       Şu dünyada yaşanan çatışma ve savaşların bir “din sorunu” değil dil sorunu olduğuna inanıyordu. İnsanlar sürekli birbirlerini yanlış anlıyor, birbirleri hakkında yanlış hükümlere varıyordu.  “Yanlış çevirilerle”  yaşıyorduk. Böyle bir dünyada herhangi bir konuda ısrarcı olmanın ne anlamı vardı? En güçlü kanaatlerimiz dahi basit bir yanlış anlamadan kaynaklanıyor olabilirdi. Zaten hayatta hiçbir konuda sabit fikirli ve katı olmanın gereği yoktu. Zira yaşamak demek habire değişmek demektir.

·       Herkesin yerine getirmesi gereken bir rol var bu dünyada. Ve eğer bütün fiyakalı roller kapılmışsa, sen de üstüne düşen kısmı sırtlanırsın, istesen de istemesen de.

·       Soruyu elinin tersiyle itmek ya da geçiştirmek kolay. Hiddetlenip karşıdakini susturmak kolay. Zor olan ne sorulduğunu anlamaya çalışmak ve tabi bir de yanıtı bulmak.

·       Yolun sonuna kadar gitmeye yeter mi yüreğin?

·       Aynı yemeği yiyip aynı şarkılarla içleniyor, aynı batıl itikatları paylaşıp gece oldu mu aynı rüyaları görebiliyorsak neden beraber yaşamayalım?

·       Sadece bana verdiği şeyler için değil, benden esirgedikleri için de şükredeceğim. Çünkü yalnız O bilir benim için neyin hayırlı olduğunu.

·       Dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

·       Tüm dünyayı sel bassa ördeğin umrunda olur mu?

·       Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

·       Bazen kimi meselelerin aşılması için hadise çıkması gerekir.

·       Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir.

elifşafak-aşk

Yorum (1) Yorum yaz!

güz..



"Güz; doğanın merhamet zamanıdır. Sana ölmekte olanlar için işleri düzene sokma şansı verir.
Hatırlama zamanıdır bu. Pişmanlık duyma ve yapmamış olduğunuz bazı şeyleri yapma zamanıdır. Söylememiş olduğunuz şeyleri söyleme zamanı.."

Küçük Ağaç'ın Eğitimi

Bu sonbahar-kış karışımı günlerimi güzelleştiren kitaba, Dolmabahçe yolunda önüme dökülen yapraklara, Eminönü'nden alelacele 5 liraya aldığım şemsiyeme, şemsiye almamı sağlayan yağmura, eşe dosta teşekkür ve selam ederim..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sessiz kız..



Çok eski zamanlarda dağlarda üç genç adam yaşarmış. Bir tanesi bir kabile reisinin oğluymuş, bir tanesi çok zengin bir ailedenmiş, bir tanesi de çok yoksulmuş. Üçü de çok iyi arkadaşmış ama aynı kıza âşıklarmış. Güzel, uzun, siyah saçlı, yumuşak huylu bir kıza. Ama bu kız asla ağzını açıp tek bir sözcük söylemiyormuş.

Üç arkadaş aralarında anlaşmış, evlilik sonrası birbirlerine yardım etme sözü vermiş. Kız hangisini beğenirse, diğerleri onun eksiğini kapatacakmış. Diyelim yoksul olanı seçildi, diğerleri ona varlığının yarısını verecek yahut hizmetkârlık yapacaklarmış.

Uzak vadide oturan kızı sırayla önce zengin genç adam, sonra kabile reisinin oğlu ziyaret etmişler ama genç kızın ağzından tek bir sözcük bile alamamışlar. Sessiz kız, damat adaylarının gösterişli giysilerinden, sunulan mücevherlerden ve diğer armağanlardan etkilenmemiş.

Sıra yoksul genç adama gelmiş. O ise önce dağda bir mağaraya girmeyi tercih etmiş. Burada ağzında tek bir inci dişi kalmış yaşlı bir kadın yaşıyormuş. Ona arzusunu ve sessiz kızı anlatmış. “Genç adam!” demiş; “İyi kalpli birine benziyorsun.” Yaşlı kadın, kızı tanıdığını belirtmiş ve adını da söylemiş: Ayya! Sonra da kızın öyküsünde saklı sırrı ona anlatmış. Aslında Ayya bir tarlakuşuymuş. Bulutların üzerinde kocasıyla mutlu yaşarmış. Üç tarlakuşu yavruları olunca daha da mutlu olmuş. Ama bir gün şiddetli bir yağmurun ardından nehir taşmış, yavruları sele kapılmış. O ve kocası yavruların peşinden suya atlamış ama bütün aile boğulmuş. Sonra birer ardıçkuşu olarak yine doğmuşlar. Ağaçların üstünde bütün gün sevinçle ötmekteymişler. Bir gün karınlarını doyurmak için dolanırken, kötü huylu bir çoban çocuğu yuvalarını yakmış. Buna o kadar üzülmüşler ki, karı koca kederle kendilerini ateşe atmışlar. Daha sonra bir çift kaplan olarak gene doğmuşlar, iki de yavruları varmış. Ama bir gün avcılar hepsini oklarla öldürmüş. En sonunda bir kız olarak yine doğan Ayya; tarlakuşu, ardıçkuşu ve kaplan olarak yaşadığı derin acıları anımsadığından, bütün felaketlerin nedeninin evlilikten kaynaklandığını düşünmeye başlamış. Bu yüzden evlenmek için gelen erkeklerin sözleri onu ikna etmiyormuş.

Bu öyküyü öğrenen yoksul çoban sessiz kızın evine giden yola koyulmuş. Ama sessiz kız, onu uzaktan görünce hemen eve girip kapıyı, pencereyi kapamış, içeri almamış. Bunun üzerine yoksul çoban dışarıdan yüksek sesle konuşmaya başlamış: “Beni anımsamadın mı? İkimiz de tarlakuşuyduk, mutlu günlerimiz ve gecelerimiz vardı. Sonra o sel geldi..” Bu esnada sessiz kız kapıyı açmış, onu içeri almış ama hala sessizmiş. Yoksul genç devam etmiş: “Unuttun mu, sonra ardıçkuşu olmuştuk. Daha mutlu bir hayatımız vardı ama sonra yuvamızı ateşe verdiler..” Sessiz kız, elindeki örgüyü bir kenara bırakmış ve konuğunu daha dikkatli dinlemeye başlamış. “Eminim ki kaplan olarak doğduğumuzu da unutmadın, sonra avcıların oklarını..”

Genç kızın gözünden sıcak, iri yaşlar gelmeye başlamış.
Demiş ki: “ Kimseyle konuşmadım. Yalnızca seni bekledim!..”

Atlas Dergisi - Eylül 2009

Yorum (yok) Yorum yaz!

bilmek..



inandıklarımızın bildiklerimiz olduğunu zannetmemiz sayesinde yaşayabiliyoruz.. inanalım, yaşayalım; nasıl olsa hiç bir şey bilmiyoruz..

Yorum (1) Yorum yaz!

gel ..

gel tezkere.. :)

Yorum (2) Yorum yaz!

şehirlerarası..



yarıda bırakıp oyunlarımızı 
                                         bindik şehirlerarası otobüslere..

Yorum (yok) Yorum yaz!

gitmeyebilsek..



kolay mı hayatı bir noktada düğümlemek
duvar gözlerini daha ne kadar saklayabilir
bir sonu var bunun;herşeyin bir sonu var.
duvara asılan resim, gün gelir indirilir

yerinde tozdan bir çerçeve kalsa ne olur,
kalmasa ne olur?
istersen çıkmam dışarıya bugün;bana öyle geliyor ki,
bu odanın dışına çıksam ve kapasam ardımdan kapıyı
uçurumun kıyısında tutunduğun küçük çalı
artık seni taşımayacak
ben gitmek zorundayım biliyorsun, sen kalmak
böyle mi olmalıydı
senin hazırlığın daha bir benziyordu güz vakti
uçurtmalara
söyle bakışlarını da vererek ellerime:
gitmeyebilsek, kalabilecek miyiz?.


                                                                           gökhanözcan

Yorum (yok) Yorum yaz!

ne yapıyorsun..





Yorum (yok) Yorum yaz!

Sonsuzluğun Sahibine emanetsin Muhsin Başkan..

Yorum (1) Yorum yaz!

güççük ben..


Yorum (yok) Yorum yaz!